28 Aralık 2013 Cumartesi

10marifet.org yarışması


10 marifet ve kartopu siteleri 
ortaklaşa,"kış" temalı bir yarışma düzenledi arkadaşlar.
bu linkten yarışma hakkında bilgi edinebilirsiniz.

2014 yılına bi girelim,belki ben de katılırım,kısmet...


25 Aralık 2013 Çarşamba

diren basilyus :)

üstümdeki bu uyuşukluk ne zaman geçecek biliyorum ben.
son 6 gün...2013 bitecek ve ben özüme döneceğim kısmetse...

şimdilik internette çılgınlar gibi resim arıyorum,
beğeniyorum,kopyalıyorum.
hangi resmi kullanarak neler yapabileceğimi düşünüp hayalleniyorum.
önüme onlarca sayfa açıp,o siteden bu siteye atlıyorum.
sonra "ben bu sayfaya nereden geldim ya?" deyip şaşırıyorum.

icraat değil,ARGE aşamasındayım yani...

son bir aydır ahşap boyama dünyasındaki "yeni yıl konseptine" direniyorum.
bir sürü malzeme almama rağmen hepsini toplayıp kaldırdım.

2014'ün aralık ayı başına kadar binlerce proje biriktiririm ben :)
bu seneyi es geçiyorum...









16 Aralık 2013 Pazartesi

kimi kederden içermiş, kimi neşeden...

ben şişeden içerim, şişeden....



yarım bardak bira ile uykuya dalarım,
eğer şişenin tamamını bitirmeyi başarabilirsem, komaya girme ihtimalim artar.
balığın yanında bir duble rakı da iyi gider ama ikincisi kötü olur.
evde çeşit çeşit içki olmasına rağmen içmeyiz-içemeyiz...
kırk yılda bir muhabbeti iyi, eş dost gelirse,hazırda olsun isteriz yani.

tüketim az olunca elde avuçta pek şişe de olmaz.
anca biri "al bunu boya" diye getirecek de boyayacağım.
işte bu iki arkadaş da onlardan...


 etiketlerini söküp iyice temizledim,kuruladım.


beyaz plastik boya ve pon pon süngerle iki kat boyadım.


seçtiğim peçeteleri tutkalla yapıştırdım.


zeminler beyaz olduğu için deseni kesmek zorunda değiliz.
üstüne buzdolabı poşeti koyup, bezle ovaladım.


rölyef pasta ile desen yaptım.





kurumaya bıraktım.


kuruyunca rölyeflerin üstüne parmak yaldız sürdüm.


bu da diğer peçete...ikili şeffaf çatlatma uyguladım.


 çatlama gerçekleşince parmak yaldızla aralarını doldurdum.



 parlak sprey vernikle vernikledim.


kardeşimin mutfağında yerlerini aldılar.

11 Aralık 2013 Çarşamba

kardan adam yapalım,burnuna havuç takalım...

ama evde havuç yok...
"havuç olmadan asla" dedim ve internetin derin dünyasına bıraktım kendimi.
bu havada kardan adam yapacak cesur yürek de tek başına karla eğlenmeye gitti.
ergenimiz birazdan buz tutmuş halde geri gelir morarmış dudaklarıyla.



bu sabah itibariyle her yıl en az iki kere yaşadığımız kar,kış,kıyamet manzarası...
her kar yağışında yaşadığımız trajikomik sahneleri bu gün yine tekrarladık.
sabah alacakaranlıkta kalktık,pencereden baktık.
televizyondan "okullar tatil" haberi bekledik.
yoğurt çanağı gibi sarındık sarmalandık
"ya Allah Bismillah" dedik,çıktık yola.
emme ve lakin yol yoktu, in cin yoktu...
kar lastiği,zincir ve cesaret, yol olmayınca pek bi işe yaramıyor ya hani...
sitenin güvenlik klubesinden döndük.
ilk yokuşu çıksak da ikinci yokuşta kesin kalırdık zaten.
işyerlerimize ve okul servisine "gelemiyoruz" haberi verdik.
ailelerimizle "iyiyiz,yaşıyoruz" konuşmaları yaptık.





 bir iki fotoğraf çektik,donduk ve girdik içeri.
ocakta fokurdayan çay, televizyonda Galatasaray maçı,
dışarıda fırtına ve kar...
evdeyiz ve şükrediyorum elektrik denen en sevdiğim icada...




10 Aralık 2013 Salı

bütün gün keyif yapmaca,işler gene kalmaca...

nöbetten çıktım,hava berbat soğuk...
aslında canım Eminönü'ne gitmek istedi ama içimdeki uyuşuk vazgeçti.
zaten griple boğuşuyorum,bu soğukta ne işim var orada?
bir de kar yağacak diye bangır bangır tüm haberler...
küpelilerim için evin yolunu tuttum.
dışarıda kalan melisalarımı,mavişlerimi,sardunyalarımı topladım.
bahçede ekili küpelilerin tepelerini kestim,bir sürü çelik aldım.
etraflarını naylonla kapladım.
geçen sene dalları ve yaprakları donmuştu
ama baharda köklerinden yeşermişlerdi sağolsunlar.
diğer saksıları da bahçe masasının altına tıkıştırdım resmen.
ellerim dondu,hani çocukken kartopu oynadıktan sonra ellerin buz keser,
hareket edemezsin,nasıl acır...
hah işte öyle...
çocukluğumu hatırladım...
kardan donan ellerimizi,
annemin "hadi artık gelin dondunuz,hasta olucaksınız gene" diye yırtınışlarını...
paltomun düğmelerini açamayacak kadar üşümüş ellerimi 
nasıl sobaya dayadığımı...
genişleyen damarlarda akan kanın nasıl acı verdiğini...
sobanın üstüne kaynayan suyu ve kızarmış ekmek kokusunu...
üstünde kuruyan çamaşırların nemini,
camlardaki buğuyu...

üç beş saksıyı içeri alırken gittim yıllaaaar öncesine...
ama dönüşüm çok çabuk oldu çünkü birden dolu başladı. :))
birkaç saksı dışarıda kaldı,ömürleri varsa yaşarlar :)

tüm gün ahşap boyama ile siteleri gezdim durdum.
ben,keyfim ve kahyası bir aradayız işte gene :)

yine bir çok yazı okudum,bir sürü resim kaydettim.
sanki oturup yapacakmışım gibi...
hala canım boya yapmak istemiyor.
eski çalışmalarımdan birini göstericem yine bugün.
boyama işine başladığımda ilk  yaptığım kutulardan biri.
gayet sade,gayet ayrıntısız ama beğenmiştim ben.
işyerinden bir arkadaşımın minik kızı için yapmıştım.
gelin adaylarından biri :))

  




kutuyu mocco rengine boyadım iki kat.


istediğim her yere gelişigüzel mum sürdüm.


daha sonra kırık beyaza boyadım.


kuruyunca zımpara...
rölyef pasta ve stencil ile desen...


evimizin seramikçi polimer kil ile çiçek yaptı.


çiçekler kuruduktan sonra yine mocco rengi ile renklendirdim.


mat sprey vernik ile vernikledim.


yeni bişeyler yapana kadar idare edicez artık acemi günleri eserleriyle...



8 Aralık 2013 Pazar

grip,can sıkıntısı ve muz kabuğu...


fazla söze gerek yok...
grip oldum ki zaten kaçınılmazdı...
zevk almaya çalışıyorum,
ilaç almamaya çalışıyorum.
hava soğuk,camdan kafamı bile uzatmadım bugün.
kar yağacakmış,yağmasın...
daha bahçede ekili küpelilerimi koruma altına almadım.
daha tüm saksıları içeri sokmadım.
bana değilse bile çiçeklerime acısın...

hastayım,keyifsizim,halsizim...
ama en beteri kararsızım şu günler...
"öyle mi yapsam böyle mi yapsam,
o mu bu mu,
orası mı burası mı,
onlar mı bunlar mı"
???????

tam çizgideyim...
minik minicik bir işaret bekliyorum her iki seçenekten...
tek bir minik teferruat çekecek beni diğer yana...

"HAYIRLISI"
bu sözün üstüne söz yok,
bilim çaresiz.... :))








Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...