24 Nisan 2014 Perşembe

Bodrum papatyası, resim transferi ve devam eden inşaat...


öyle üşeniyorum öyle üşeniyorum ki öyle böyle değil...
nefes almaya üşeniyorum resmen bu aralar...
her iş gözümde kocaman kocaman büyüyor.

inşaat bitti bitecek,eli kulağında...
bahçedeki molozlardan kurtulduk.
geneeel bir temizlik beni bekliyor kısmetse.
hem evin içi hem dışı,sabırsızca benim keyfimi bekliyor.

bu bahar bahçedeki çiçeklerle hiç ilgilenemedim.
toprağı değişecek,gübrelenecek,saksıları boyanacak o kadar çok bitki var ki...
yerde ekili çiçekler budanacak,bazılarının yerleri değişecek...

hali hazırda çiçeklenmiş olan bitkileri resimleyemedim bu sene...
havaların mevsim normallerinden sıcak olması ve 
bazı bitkilerin erken çiçeklenmesi çok kötü bir zamanlamaya denk geldi.
malum inşaatın uzaması ve bahçede dolaşacak yer olmaması nedeniyle
bu sene bahar çiçeklerinin resimleri yok ne yazık ki...

ahşap boyama adına bir iki çalışmam oldu,
daha çok bahçe için birşeyler yapmaya çalışıyorum.

bu tepsi de onlardan biri.
aslında ekmek sepeti gibi birşey...
ama ben bahçedeki masama koymayı düşünüyorum.

  
yaklaşık 30 cm uzunluğunda ve 20 cm. genişliğinde.


çok beğendiğim ama bir türlü kullanamadığım bu stencil ve rölyef pasta ile desen yaptım geniş kenarlara..


rölyefi sürerken bazen dalga dalga izler kalıyor eğer düzgün sürmezseniz :)
ama kuruyunca zımpara yaparsak düz bir desen elde edebiliriz.


kısa kenara başka bir desen yaptım.


rölyef kuruyup da zımparaladıktan sonra,
saksıların bazılarını boyadığım chalk paint'ten arta kalan gri renkle boyadım.


 CHALK PAINT tarifmi BURADA vermiştim.
bu tarife azıcık siyah ahşap boyası ekleyip gri bir renk elde ettim.

bu boyayla da saksılarımın bazılarını boyadım geçenlerde.
son zamanlarda mermer veya taş görünümlü saksılara kafayı taktım resmen.
bu tarz bir iki saksı boyadım,postunu daha sonra yazıcam.


gri boya kuruyunca kirli beyaz boya ile iki kat boyadım tepsiyi.

fakat tepsi kenarlarını fırça ile eskitme yaptım.yani kuru fırça ile boyarken 
bazı yerlerde grilerin görünmesine izin verdim.

fırça eskitme yöntemi de BURADA


beyaz boya da kuruyunca aldım elime zımparayı.
mum sürmeden eskittim bunu..
daha yüzeyel bir eskitme oluyor,dalga dalga alttaki renk görünüyor böylece..


 zımparalarken dikkat etmek gerekiyor çünkü her iki boyayı da aşıp her an ahşaba kadar inebilirsiniz.o yüzden çok bastırmadan zımparalayın.


resmimiz bu,normalde renkli bir resim ama ben siyah beyaz bastırdım.
bu sene bahçenin bazı bölümlerinde gri-beyaz-füme renkleri hakim olucak kısmetse...
dekor ve saksıların çoğunda bu tonları kullanmayı düşünüyorum.
aklımdakileri yapabilirsem tabi...


resim transferini daha önce detaylı bir şekilde anlattım.
transfer postunu aramaya üşenenler için RESİM TRANSFERİ


ve transferin son hali...


bu resimde,kenarların üst bölümlerindeki fırça eskime yöntemini daha net görebilirsiniz.alttaki rengin görünmesini isterseniz fırça eskitme veya mumla eskitme yöntemini kullanabilirsiniz.





parıl parıl parlamasını istemediğimden,
su bazlı mat vernikle vernikledim.


bodrum papatyalarım da mankenlik yaptı :)

2009 yılında minicik 3 daldan ibaret 3 değişik renk bodrum papatyası almıştım.
ilk iki sene yeterli verimi alamayınca ön bahçeden arka bahçeye transfer etmiştim kendilerini.arka bahçeyi daha çok sevdiler.
fazla bakım istemeyen,keyiflenince deli gibi çiçek açan,en sevdiğim bitkilerden biri.
gerçi ben çiçek açan her ota hastayımdır :)
sadece çiçek açmayan salon bitkilerini sevmem.

bodrumların beyaz,pembe,mor,sarı,krem gibi renkleri var ama 
ben çiçeklerde pembe-mor-beyaz uyumuna bayıldığımdan bu renkleri seçmiştim.
sağolsunlar onlar da beni kırmıyor 
ve her nisan-mayıs döneminde yüzümü güldürüyorlar.



tohumdan yetiştirmek biraz zahmetli,
o yüzden fide şeklinde almak en akıllısı.
drenajlı toprakları ve güneşi sever.
çiçekleri geçince budama yapmak en mantıklısı bana göre.
ertesi sene daha gür bir şekilde çoğalıyor.
adı bodrum papatyası olmasına rağmen kuraklığa o kadar dayanıklı değil.
illa bol su istiyor,kıştan dondan korumak gerekiyor.
ilk yıllarda donmazsa yaşlanınca daha dayanıklı oluyor.



velhasıl renk cümbüşü istiyorsanız bu çiçekten edinin derim.
kendinize bir tepsi boyayın ve bodrum papatyalarının önünde resim çektirin derim :)




6 Nisan 2014 Pazar

Güle güle Hedera...Seni hiç özlemiycem !..




çok değil...7-8 ay önce bu haldeydi ön bahçem...
yaklaşık 1-2 ay sonra da yine bu halde olacaktı.
eğer hedera olmasaydı...
nam-ı diğer canavar...
ben ona "alien" diyorum.

HEDERA HELİX...orman sarmaşığı...
helix eski Yunanca'da "sarmal" anlamına geliyor..
sarmaşıkgiller "araliaceae" ailesinden...

sarar sarmalar hedera her yeri...
öyle bir sarar ki zamanla sarmakla kalmaz resmen sıkar,boğar...
yapışır kalır,ayıramazsın...
acayip bir hızla büyür,şaşar kalırsın...

öyle masum bir niyetle dikmiştim ki hederayı bahçeme...
ne bileyim ben onun zamanla bir canavara dönüşeceğini...
ne bileyim deli gibi büyüyüp her yere dolanacağını...
önlem alınmazsa kontrol edilmeyecek kadar yayılacağını...
yapıştığı her yerde izler bırakacağını...
duvardaki sıvaları yiyeceğini...
içinde kuş yuvaları barındıracağını...
kuşların her yeri pisleteceğini...
kertenkelelerin ta evin içine kadar girmesini sağlayacağını...
her yeri karıncaların basacağını...
ne bileyim?

yağmur borusunun çirkin görüntüsünü kapatsın diye dikmiştim oysa ki...
ne bileyim başıma bu kadar bela olacağını...

mini minicik bir iki dalı vardı 2007 yılında...
ve her sene deli gibi uzadı,yayıldı...
ben yoldum o delirdi...
ben kestim o semirdi...







geçen sene,evin içine girmeye niyetlenince budadık,yolduk kendisini...
dalga geçer gibi iki ayda daha da yayıldı...
başedilmez hale geldi..


ön cephe yetmedi,yan cepheyi de sardı...
çatıdaki yatak odasının minik pencereden içeri girip "ceee" dedi bana.
ben de "artık yeter hedera...sen çizgiyi aştın" dedim kendisine :)


evimiz, yapıldığından beri hiç boyanmadı.
hem hederadan kurtulalım hem de evin dışını boyatalım istedik.
en büyük derdimiz de hederamızı aşağıya indirmekti.
ve hederanın sonu...
ve ön bahçemin yeni hali...




  böyleydi... böyle oldu...
:))))))))))))

ha haahh haaa...sinirden gülüyorum. 





ben:  lütfen çiçeklere zarar gelmesin.
usta:  yok abla bişey olmaz
ben: bakın, inşaat yapılırken elbet her yer kirlenir,akar kokar kırılır 
ama lütfen çiçeklere dikkat edin.üstlerine basmayın
örtü falan örtün..
usta:  hiiiç merak etmeyin, çiçekleri korururuz.
ben:  ben bu çiçekleri tohumdan yetiştirdim,senelerdir uğraşıyorum,lütfen...
usta: abla sen hiç merak etme,elimizden geleni yaparız...

iki gün sonra eve geldiğimde gördüğüm manzara karşısında,
"acaba beyin kanaması mı geçirsem yoksa kalp krizi mi geçirsem...
 daha çabuk ölürüm?" şeklinde bir düşünce geçti aklımdan..
bi saniyeliğine...
sonra hemen topladım kendimi ve derin bi nefes aldım.
ustaya sordum.

-bu..bu..bu nedir? yani bunlar? bu ..çiçek...çiçeklerim yani...
çiçeklerim nerde?..yaaa..e hani siz çiçeklerime...
ay ayol naptınız çiçeklerime?
ay bayılıcam...yahu neden o çimento torbalarını...
ne arıyor o torbalar çiçeklerin üstünde?...
burda çiçekler vardı ya...mine çiçeklerim vardı...bir de gayret çiçeklerim...
 kireçli su mu döktünüz üstlerine naptınız?
noldu buraya ya?
ay şimdi bayılıcam...

usta  bi bana baktı,bi yere baktı,döndü çıraklarına baktı...
dedi ki..
-e onlar ottur...

öyle bi söyledi ki...öyle bi ton vardı ki sesinde...
soru cümlesi miydi?
kesin yargı cümlesi miydi?
neydi,ben anlamadım...

e onlar ottur =onlar ot değil miydi?
e onlar ottur = biz onların ot olduğunu düşündük...

ben sinirden gülmeye başladım.gözbebeklerim bi büyüdü bi küçüldü..
hayatım film şeridi gibi geçti gözlerimin önünden...
son sahnede, evimizin erkekleri hapishanede bana don ve sigara getiriyordu.
:)))

adamın da öyle masum bi ifade vardı ki yüzünde...
"abla iki çiçek için mi yırtıyon kendini,üzme canını" der gibi baktı bana..

işaret parmağımı kaldırıp ,tam, "açtım ağzımı yumdum gözümü" yapacakken,
"ya kusura bakma ne olur" diye başladı usta...

eğer, hem ustanın hem çıraklarının herhangi birinin yüzünde azıcık pişkinlik,
azıcık sırıtma,azıcık yüzsüzlük göreydim...
intikamım çok acı olacaktı :)
fakat süt dökmüş kedicikler gibi dizilince hepsi...
vazgeçtim...
zaten başımda yeterince sıkıntı var...
bi de bu eklenmesin istedim.
sinirimi bu insanlardan çıkartmayayım istedim.

 çiçekler hariç, bahçenin her yerini eskisi gibi yapıp gideceklerine dair söz aldım.
derin bi nefes daha alıp içeri girdim.

işin biteceği günü iple çekiyorum çünkü fenalık geçiriyorum.
bu bahçe nasıl temizlenir?
bu toz çimento nasıl arındırılır?
offf.off....

işte arka bahçemin öncesi ve sonrası...






tertemiz bahçeme ve çiçeklerime kavuşacağım günleri bekliyorum.

ahh hedera...
bir daha bulaşır mıyım sana?
alacağın olsun...
git güle güle...
yolun açık olsun.
 :))))





Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...