17 Temmuz 2014 Perşembe

mutluluk pantolona işemek gibidir :)


"mutluluk pantolona işemek gibidir,
ıslaklığı herkes görür ama sıcaklığı sen hissedersin"
demiş Sigmund Freud amca...

ne güzel söylemiş...
cümleyi ilk okuduğumda yüzüme sevimli bir gülücük yerleşti :)
içimde, günlerdir arayıp da bulamadığım,
bir türlü vakit ayıramadığım bloğuma yazı yazma hevesi belirdi.

son postumdan bu yana oldukça zaman geçmiş.
her gün,gün boyunca "bugün kesin bi yazı yazıcam" diyorum.
yazamıyorum.

tüm gün çalışıp uzun bir eve dönüş serüveninden sonra
ne gücüm kalıyor ne de hevesim.
bilgisayardan kalktığım yok aslında
ama alık alık nette geziniyorum.
resim yüklüyorum,bloglarda dolanıyorum.
oturup iki satır yazmaktan acizim son zamanlarda.
neyse ki bu gülümseten cümlenin sonrasında son eserimle karşınızdayım.

şimdi sizlere bir soru...
YAPACAK BİR DOLU İŞİNİZ VARKEN,
HER ŞEYİ BIRAKIP DA KEL ALAKA İŞLER YAPTIĞINIZ OLUYOR MU?

çamaşır,bulaşık,ütü,sil süpür işleri bir yanda beklerken,
alınacak, atılacak, yeniden yapılacak bir sürü şey varken
çok alakasız ve çok gereksiz bir şey bulup 
onunla uğraşırken buluyorum kendimi bu aralar...

hani dağ gibi işler gözüne gözüne bakar ve sen
nereden nasıl başlayacağını bir türlü bilemezsin...
bir o yana bir bu yana döner durursun...
elini neye atsan hemen fırlatasın gelir.
sonra bilinçaltından bir fısıltı duyulur..
"pişştt...hatun...boşver işi gücü...git istediğin bir şey bul,
onunla oyalan,bahane olur,işlerden kurtulursun" :)

heh işte ben o fısıltıyı duyduğumda,
evin içi harman yeri gibiydi...
o yana baktım iş, bu yana baktım iş...
kendimi elimde kahve fincanı ile bahçede otururken buldum.
güya kahvem bitince işlere başlamaya karar verdim.
-dim di ki...birden arka bahçenin merdivenlerine,
oradan da taa banyodan alt kata kadar inen gider borularına takıldı gözüm.
uzun zamandır o boruya gıcık oluyorum,evi aldığımızdan beri neredeyse...
fakat bu soruna çözüm bulmak kolay değil.
çok sıkıntılı bir inşaat travmasından sonra
daha da tadilat işleriyle ilgili tek kelime bile duymak istemiyorum.

bu yüzden o boruyu kamufle etmenin bir yolu geldi aklıma.
tabi ki dibine bir bitki ekip boruları saklamak...
çok tanıdık ve bir o kadar da korkutucu :)

o an sarmaşıklarla ilgili çirkin hatıralarım canlanınca
borulara,sıvaya zarar vermeyecek,delirip kudurup her yere yayılmayacak,
güzel güzel çiçek açacak bitkileri düşündüm.

borunun dibine gül diksem...şöyle sarmaşık pembe gül...
yanına da clematis diksem...beyaz veya mor...
borunun etrafına çiçeklerin sarılacağı bir düzenek yapsam.
ikisi birbirine sarıla sarıla büyüse...

gözlerimi kapadım ve hayal kurdum.
güller deli gibi açmış,clematislerin çiçekleri görülüyor aralardan...
mor ,pembe, beyaz çiçekler...
salına salına rüzgarda oynaşıyorlar...

işte o an fikrim geldi :)
bu güzelim hayali, bir pano ile taçlandırdım.
çiçeklerin arasından sarkan bir pano...
oval olsa...üstünde Fransız  temalı bir resim...
elbette ki rölyef pasta ile bir desen...
panoyu güzel dekoratif tellerle o çirkin boruya tuttursam...
panom da çiçeklerle beraber salınsa...

eski bir resmi kullanarak hayalimi sizlerle paylaşayım :)


kahvemi bir yudumda içip depoya koşmam iki saniyemi aldı. :)
uzun zamandır sırasının gelmesini bekleyen panoyu buldum.

evimizin her bişeycisi, bahçede barbeküsünün plan projesini yapmaktaydı.
son zamanlarda matkabı ile yapışık yaşadığından vakit kaybı olmadı.
"amca iki delik del şuraya hele" dedim,deldi.
panoyu hemencecik siyaha boyadım.


eskitmek istediğim yerlere vazelin sürdüm.


kırık beyazla bilmem kaç kat boyadım,kapanana kadar işte...
heyecanlıyım o an...boya boya bitmedi mübarek.... :)
hemen olsun istiyorum ya...kurusun diye dört gözle bekledim.


vazelin kururken eğer hava sıcaksa çatlıyor boya.
isterseniz bu halde çatlak görünümlü olarak da kullanabiliriz
ama ben zımpara yaptım.


eskitmeler ortaya çıktı.


blog sayfam için bir banner tasarlamıştım.
 elbette ki gül resmi,kadın silüeti ve çerçeveyi netten bulmuştum.
 png. programı ile bir kolaj yapıp bloğuma koymuştum.
duma duma dum...
şimdi bu kolajı panoya transfer edicem.

isteyenler gönül rahatlığı ile resmi kopyalabilir.bende daha çokkk kolaj var :)
hazırladığım kolajların pinterestte pinlendiğini görünce çok sevindim.
demek ki beğenilmişler.


 bu kolajı daha önce evimizin marangozunun yaptığı
harika bir kuşevi için print ettirmiştim.
kuşevi postu da yazılmayı bekliyor.kısmetse bu yüzyıl içinde yazıcam, söz. :)


resim transferi tekniği burada




ve kullandığım French taglar...
aslında "garden,my garden,amanın benim dream gardenım"
şeklinde yazılar daha uygun olurdu bahçe için.
ama garden yazılarıyla resim pek alakasız kalacaktı.
resimdeki Fransız hanıma uygun yazılar seçtim.
garden'lı etiketleri başka başka projelere saklıyorum şimdilik.

bu yazıları da transfer ettim panoma.




ve tabi ki rölyef pasta ile desen...


ve ta taaamm..ön yüzü bitti.


arkasını düz kırık beyaza boyamıştım ki birden jetonum düştü.
e bu boruya asılacak,havada sallanacak.
e her iki tarafı da görünecek...
doğal olarak arka tarafına da bir şeyler yapmak lazım.
yeni bir transfer için resim aramaya koyuldum
çünkü her iki yüzünde de aynı resim olsun istemiyorum.
derken fikrimi değiştirip en sevdiğim peçetelerden birini ele geçirdim.
diğer tarafa da güller koymuş oldum böylece.


bu da diğer yüzün silüeti.
çerçeveyi ve hotel yazısını kestim attım.


 her iki yüzü de güzel oldu.
o kadar hızlı ve sorunsuz bir iş oldu ki anlatamam.

o kadar acele ettim, o kadar heveslendim ki bilemezsiniz.

sanarsın ki güllerim clematislerim deli gibi uzamış
sanarsın ki hepsi saksıda ve hazır dikilmeyi bekliyor.
sanarsın ki boruyu boyamışım ve telleri sardırmışım.
sanarsın ki bu hafta sonu bahçede parti veriyorum
sanarsın ki Martha Stewart  tv. ekibiyle çekime geliyor...

o kadar acelem var yani :))


durdum durdum seyrettim,


döndüm döndüm resmini çektim.





velhasıl arkadaşlar...
siz şu an ıslaklığı göremiyorsunuz ama
ben sıcaklığı en ufak hücremde bile hissediyorum. :))



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...