16 Mart 2015 Pazartesi

the person you have called can not be reached at the moment...






evet, o benim...
arayıp da ulaşamadığınız kişi.
işte geldim burdayım.

sabah nöbetten çıktım,hava buzzz gibiydi...
bahçemde gezinme hayallerim suya düşünce,
sanal aleme öyle bir daldım ki sormayın...

önüme bin tane sayfa açıp,hepsini kurcaladım.
facelerde macelerde,pinterestte yüz bin ayrı panoda,
bloglardan blog beğenerek gezindim.
kah ahşap boyamalara baktım,
kah maillerime,kah çiçeklere...

bir türlü gelemeyen bahar münasebetiyle
hala bahçeme çıkıp da adam gibi girişimlerde bulunamadım.
zaten yağan son iki kar yüzünden ve -15 lere varan don yüzünden
 çiçeklerimin yarısından fazlası dondu.
ne don oldu ne don oldu anlatamam...
ah ne büyük yaslardayım bilseniz...
ah ne hüzünlere gark oldum görseniz...

saksıda dikili olan çiçeklerimi kurtardım da
bahçede dikili olanlara deva olamadım.

kurdele çiçeklerim, buz çiçeklerim, türlü türlü sukulentlerim,
hele ki açmalara doyamayan bodrum papatyalarım,
alyssumlar,lilyum soğanlarım, kalonşelerim,
aslanağızları,gazanialar...
ah gardenyam....ah sundavilla...
hepiciği dondu...
hepiciği gitti...ah ah...

(hı evet duyuyorum teselli sözlerinizi...
kökü bende nasılsa uzar,di mi?)
hahahah...

karlar eriyip de zahiyat raporu çıkarmak için
geçenlerde bahçeye çıkınca grip olmuştum hani.
aslında beni yıkan grip değil, resmen acı,keder ve umutsuzluktu :))
esas darbeyi küpeliler vurdu.
senelerdir gözüm gibi baktığım küpeliler,
eridiler bittiler,bi kemikleri kaldı resmen.
döndüm döndüm geçen yaz çektiğim resimlere baktım,
sevdim okşadım resimleri.
bilgisayar ekranında parmacıklarımın izi kaldı hep :)
ayyyğğğhh...böğrüm yanıyor a dostlar.... :)




-15 derecede don görüp de sağ kalmak mümkün mü?
gerçi geçen sene de böyle olmuştu.
takır takır dondular,patır patır döküldüler...
kuru dalları budaya budaya,boylarını yarıya indirmiştim.
baharda yeniden yeşermiş,boyları uzamıştı.
amma ve lakin bu sene,
neredeyse yıllardır kara kışa dayanan bazı bitkiler bile
don üstüne dona maruz kalınca,
ayaz üstüne ayaz yiyince...
"aha" dedim. "yandı gülüm keten helvam,
gitti çiçekler,öldü çiçekler...
bir adım daha atsan depresyondasın basilyus"

son 1 aydır her gün gidip geldim, küpelilerin tepelerine dikildim.
bir minik filiz...bir minik yeşerme...bir umut...
neyse ki bugün o umut taneciklerini gördüm dalların diplerinde.
küçücük minicik mini minnacık tomurcuklanmalar...

doğum günü hediyelerini açarken,
paketlerden birinde en çok istediği oyuncağı gören çocuk gibi,
ciyak şeklinde bir çığlık attım, ellerimi şap şap yaptım,
gözlerimi kırpıştırdım hızlı hızlı...
sonra sağa sola baktım gören oldu mu diye :)
ne sevindim ne sevindim bilemezsiniz.

gönlümdeki "saklı bahçe" ismini
"donlu bahçe" diye değiştirdim.
 :)))

sonuçta bu sene kaybettiğim çiçekleri bir daha dikmeme
ve dona dayanıklı bitkilerimi çoğaltma kararı aldım.
 bu bahçede yaşayabileyecek bitkileri araştırmaya başladım.
gözüme bir kaç bitki kestirdim,plan proje yaptım.
clematislerimi çoğalttım,ortancalardan çelik aldım,

kısmetse şu an yaşamakta olan ve yeni alacağım bitkilerimle
bahçemi daha da güzel hale getirmek için hazırım :)

son iki haftadır ahşap boyama adına pek bir şey yaptım denemez.
bahar ayları geldiği için bahçeye zaman ayırmaya başlamalıyım.
boyanacak demir masa sandalyeler,
sehpa ve tabureler,kuş evleri,bahçe panoları,saksılar...vs...
yani uzun lafın kısası,yakında bu blogta
bol bol saksı,sehpa,bank,kuşevi boyamaları göreceksiniz.

en son, işyerinden bir arkadaşımın yeğenleri için
6 adet kutu boyadım.
hem de o kadar kısa sürede boyadım ki
kendi rekorumu kırdım sanırım.

bu da onlardan biri...
önce resim...


"vallah billah 3-5 ay kitap kutu boyamıycam" desem de...
bu resmi illa ki kullanmak istediğim için
ve boyutları orta boy kitap kutuya olduğu için,
mecburen yine bir kitap kutu karşınızda...

öncelikle kapağı 2 kat beyaza boyadım.


transfer yapacağım için resmi ters çevirip print ettirdim.


defalarca anlatığım için şu an anlatmayacağım
ama isteyenin anasayfadaki "resim transferi" etiketinden öğrenebileceği
resim transferini yaptım daha sonra.


zevkle ve şevkle resmi soydum.



kapak kenarlarındaki minik zahiyatı görmemezden geldim.
zira onun da çaresi var :)


kutunun yanını,arkasını ve içini pembeye boyadım.


ve pembeye boyadığım ksımları (kutunun içi hariç)
beyazla fırça eskitme yaptım.
fırça eskitme etiketi de anasayfada var,isteyen bakabilir.



 ve sanırım ilk kez yayınladığım bişey yaptım bu kutuya.
ipek transfer...
bilmeyenler ve denemeyenler için kısaca anlatayım.
adı "transfer" olsa da stencil şablonu gibi bişey...
boyayla desen oluşturmak amaçlı kullanılıyor.
ipek şablonu desen yapmak istediğiniz yüzeye yayıp,
bir iki damla boyayı desenin bir ucuna döküyorsunuz.
sıyırmak için plastik bir aparatı var ama ben spatula veya kredi kartı kullanıyorum.
boyayı desenin üzerine yayarak sıyırıyorsunuz.
aynı stencil kullanarak rölyef pasta ile desen yapmak gibi.

işte benim pasaklı şablonlarım...



şablonu kaldırınca desen ortaya çıkıyor.

isterseniz aynı anda bir çok renk kullanabiliyorsunuz,
rengarenk bir deseniniz oluyor böylece.



bu da kutunun arkasındaki desen.



kapağın iç kısmını da beyaza boyayıp
peçete dekupaj yaptım.




fırça eskitme yöntemiyle sayfa dokusu...


transferin bozuk olduğu kapak kenarlarına
stencil ve pembe boya ile desen...


 3 kat su bazlı mat vernik...

ve işte küçük hanımın kitap kutusu...






evet sevgili okur,
bir sonraki yayında buluşmak üzere,
herkese iyi baharlar,ılık donsuz geceler :))))

not: bana ulaşamazsanız,...please try again later...


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...