12 Ekim 2014 Pazar

Mutluluğun formülünü buldum: Hafıza kaybı :)


nerdeyim,burası neresi,sen de kimsin? :))

yaşıyorum görüldüğü üzere,kurtulacağınızı sanıyorsanız yanıldınız...

en son postumdan bu yana geçen süreye,

1 adet evi su basması,
1 adet grip,1 adet diş ağrısı,
1 adet kuzen çoçuğu pipi kesilmesi,
1 adet kuzen doğumu,kız bebek sevinci,
1 adet mecburi Bulgaristan gezisi,
bir kaç adet bahçenin rüzgardan talan olması,
sayısını unuttuğum hastane nöbeti,yüzlerce ameliyat,
delibaşa, bilmem kaç adet dershane araştırması,öğretmen görüşmesi,
ve şu an hatırlayamadığım günlük rutin olayların hepiciğini sığdırdım...

kötü olayları kafamdan silip,
derin bi hafıza kaybı yaşayıp mutlu olmaya kararlıyım :)

kendimi son zamanlarda sadece resim kolajı yapmaya adadım.
gözüm ne boya gördü ne ahşap ne bahçe ne çiçek...

sonbahar beni en ince yerlerimden kanırta kanırta deşince,
ben de gardımı aldım,keçi inadımla direndim.

"di-re-ne  di-re-ne  ka-za-na-ca-ğız" desem de 
bu uyuşuk halimden ben bile sıkılır oldum.
kendi kendime gıcık olmaya başladım.
ay bi sıkıldım bi daraldım ki sormayın.
titredim ve kendime geldim.
 geldim mi acaba?
ha hay..hala uyuşukluktan mütevellit bi kararsızlık mevcut :)

yarım kalmış işlerimden biri ile karşınızdayım. 
bu kutu bana verileli 1 sene mi oldu 2 sene mi oldu 
valla billa hatırlamıyorum :)

tek bildiğim bu kutudan iki adet var ve diğeri daha boyanmadı,
ilgilisine duyurulur :)

şimdi bu boyanmayan kutunun ilgilisi kesin beni arar.
"yaaa ama yaa abla yaaa...
benimkini neden boyamadın,ne zaman boyuycan yaa?" der.

ben de iki sene önce söylediğim şeyi söylerim.
"en kısa zamanda" :))
öperim ilgili kişiyi gözlerinden :)

kutularımız,kapanmakta olan bir milyoncu tarzı bir yerden alınmıştı,
çok uygun bir fiyata...

üzeri vernikli objeleri boyamak için genelde zımpara yapmaktansa,
chalk paint ile boyamayı tercih ederim.
zira zımpara yapmak en sinir olduğum şeylerden biri.
büyük bir obje olsaydı,
evimizin yüksek marangozunun eline tutuşturur,
zımpara makinası ile bu işi çözdürürdüm.
amma fekat lakin...
kutu,makinayla zımparalanacak kadar büyük değil.
parmacıklara kuvvet...


tırnaklarımı kaybetmek ve parmaklarımı nasırlaştırmak pahasına,
elcezimle sinir ola ola zımparaladığım kutu bu hale geldi.
dilerim sahibi olan hatun kişi kıymetimi bilir.


içi de pek afili kutumuzun...kırmızı kadifeden döşemesi var,
takılar için bölmeleri var...aman da aman...pek bi güzel....


kutuyu yemyeşil boyadım önce.
aslında iki damla eskitme için her yerinin boyanmasına gerek yoktu.
sadece kenarlarına,eskitmek istediğim yere sürsem yeterdi.
ama başka bir iş için kaba döktüğüm yeşil boyamı kurutup atayım mı şimdi?
tabi ki de hayır...


istediğim yerlere mum sürdüm ve kırık beyaza boyadım.
zımparaladım üstten üstten..


peçetenin kenarlarını ellerimle yırttım.


kutuya peçete tutkalı sürdüm bolca,
peçeteyi kırıştırmadan yaydım.
üzerine tek kat ince bir poşet koydum.
bir bezle bastıra bastıra ovdum.


tutkal kuruyunca poşeti kaldırdım.
sonuç mikemmmeelll...



arkasından ikili şeffaf çatlatma yaptım. 
çatlatmaların arasını doldurdum ve vernikledim.


 yeşil eskitmeli,peçete dekupajlı,kırık beyaz,
tipik bir basilyus çalışmasını daha bitirmenin huzuru içindeyim.


kuzum,balım,canım cicim...
valla billa seninkini de boyuycam en kısa zamanda.
mutlu olmak için hafızamı sildirmezsem tabi :))


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...