cam boyama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cam boyama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Aralık 2015 Salı

çirkin kadın yoktur,az votka vardır...








evet geldim burdayım...vuuu huuu...
5,5 aydır nerdeyim neler ettim anlatayım mı?
bence anlatmayayım :)
malum, çenemin ayarı yok :)
beyin hücreleriniz yanmasın ve gözleriniz bozulmasın diye,
"şimdilik kısa kısa özet geçicem."
desem deee ben kendimi biliyorum.
kesin gene çenem düşücek :)

en son temmuz ayında kuş evimi anlatmışım size.
yazmışım yazmışım yazmışım...dökmüşüm içimi...
okudum da şimdi yazdıklarımı....
ne ağlamışım beee..
resmen kızmışım böğürmüşüm hayvancıklara :)
kızmışım delirmişim de ne olmuş?
hala gelen giden,yerleşen yok kuş evine.
demek ki pek ikna edici bir deliriş olmamış.
sonraaa...
kaybolup gitmişim blog aleminden.
ne yeni yayın yapmışım ne sesim soluğum çıkmış.
uğramaz olmuşum buralara..
sebebi neymiş ki?
bi sürü mail gelmiş blog adresine..
"nerdeymiş basilyus? ölmüş mü kalmış mı?
neden gelmezmiş?"

sebebiiii dört ayaklı bir mahlukmuş...
adı da ALEX imiş...



bu canavar,temmuz ayında eve gelince,
her yeri kemirdiği ve gördüğü her şeyi yaladığı için
bilgisayarını ve boya malzemelerini kaldırmış ortalıktan basilyus.
ne var ne yoksa depolara tıkıştırmış.
sanal alemden kendini çekmemiş elbet.
telefonlar ne güne duruyor?
uzuuun zaman, girmemek için direndiği instagrama dalmış mesela.
bi dalmış bi dalmış,kimseler kurtaramamış basilyusu...
ah basilyus vah basilyus...zavallı basilyus...
"bugün yazarım yarın yazarım" derken
aylar geçmiş,yapılan işler birikmiş.
ve isyan etmiş zavallı kadın.
nihayet çıkarmış bilgisayarını ve oturmuş blogunun başına..
bu arada instagramda da "toprak ve ahsap" adıyla,
Alex'imin maceralarını paylaşıyorum.
isteyenler takip edebilir.
diyoruuummm ve asıl konumuza dönüyorum hemencecik.

herşey,bu şişenin arkasındaki kutuyu boyarken
artan boyaları değerlendirmek adına başladı.



bu minik su şişesini enamel cam boya ile beyaza boyamış
ve bir kenara atmıştım.
daha sonra.artan boyalarla orta kısmını rosy bej,
dış kısmını buz yeşili ile boyayıp
kenarlara boncuk boya ile desen yapmıştım.
daha doğrusu yaptığımı sanmışım herhalde :)
boncuk boyayla ilk denemelerimden biriydi bu şişe.
neyse sonra ortasına,kutudan artan peçetelerden bi parça yapıştırıp
her yerini de antik eskitme boyasıyla eskitmiştim.
çok beğendiğimi söyleyemem ama
 iş yerinden bir arkadaş, evde bu tarz şişeleri olduğunu ve
 bu tonlarda ve bu desenlerde boyayıp boyayamayacağımı sordu.
ben de "oluuuurr,boyarııım,elime mi yapışır ayolll?" demiştim.

bir büyük bir küçük su şişesi getirdi bana.
işte şişelerin evrimi...


uyduruk desenler yaptım şişelere boncuk boyayla ve kurumasını bekledim.






sonra tüm şişeyi enamel boyayla boyadım.
normalde bilmem kaç derecede bilmem kaç dakika
fırında pişiriyon ya bu enamelle boyadığın cam objeleri...
ya da boyayıp 21 gün bekliyon kendi kendine pişsin diye :))
 ben pişirmedim de beklemedim de...
çünkü eskitme yaparken sağını solunu silicem.çizicem,
eskitme manyağı yapıcam bu şişeleri..







ve iş yerindeki arkadaş. ilk gördüğü şişenin tonlarında istediği için
yine buz yeşili ve rosy bej akrilik boya ile boyadım bu garibanları.



tabi ki akrilik boyayı da bekledim kurusun diye.



ve  antik eskitme medyumunu resmen sıvadım şişelere...



eskitme boyasının içine azcık glaze medyum ekliyorum.
1-2 dakika bekliyorum ve kuru bir bezle siliyorum önce.
eğer eskitme boyasını daha da silmek istersem,
"bazı yerler koyu bazı yerler daha açık eskisin" dersem
nemli bir bezle devam ediyorum silmeye.
istediğim gölgelere kavuşana kadar...



bazı bölgeleri nemli bezle bastırarak sildiğim için
beyaz enamel boyaya kadar indim.
"ay aman offf çok sildim" derken, bu hareli görüntü de hoşuma gitti.



orta yerlerine peçete yapıştırıcaktım ama
evdeki iki trilyon peçeteden hiç biri bu renklere uymadı,
onu denedim bunu denedim..beğenmedim bi türlü...
boş bırakmaya karar verdim.



şişeler bitince telefondan resmini yolladım arkadaşa.
çok beğendi,ayıldı bayıldı falan..o derece yani :)
ben de bi gaza geldim bi gaza geldim.
sanarsın uzaya mekik yolladım :)



didim "kıığğğzz bene bek...hele iki şişe daha boyayak sene..he mi?"
didi "heee olaaar,hemi de pek güzel olaarr"

kocabaşa buyurdum.
"bu şişelerden bul bene..su şişesi  bunnar.biri böyük biri güccük"

kocabaş didi ki: su şişesine para mı vercez kadın? 
ev için bile gidip de Zekeriyaköy'ünün köy çeşmesinden su dolduruyom.

didim ki: istiyom da istiyom,boya yapçem,illah ve billah bu şişelerden olcek...

"yaaa sabııırrr" didi kocabaş. 
gitti market market aha bu marka şişe aradı buldu geldi.

 bu arada ne fakiri ayol? sensiniz pis fakir...
çok zenginiz biz. organik su içiyoz sadece :)))

yeni gelen şişeler de boyutlu boya,enamel boya,
akrilik boya ve antik eskitme aşamalarından geçti.




şişeleri zıt renklerde boyadım.
dışı rosy bej olandan bir büyük bir küçük.
dışı yeşil olandan bir büyük bir küçük.


bu arada buz yeşili.antik eskitme boyasını yiyince.
rengi acayip güzel bişey oldu.


önce kuru. sonra nemli bezle aşama aşama sildim.

 bu da güccük şişe...



eskitme sonrası su bazlı mat vernik kullandım.
suyla temas etmeyecek objeler olduğu için 2 kat vernik yeter.
fırça ile sürdüm verniği...su bazlı vernik çok kolay kuruyor.
sprey boyalar gibi beklemek zorunda değilsiniz yani.
kesinlikle tavsiye ederim.


yakından peki bir şeye benzemese de 
rafa koyup baktığınız zaman desenler harika görünüyor.
renklerin uyumu zaten muhteşem.




bunlar çok beğenildi hatta yeni siparişler bile geldi ama
Alex sağolsun,boya yapamadım uzun zaman.

bu aralar çatı katındaki misafir odasını yenilemekle meşgulum.
dresuarı,sehpaları,resim çerçevelerini falan boyadım.
bütün boya malzemeleri çatıya çıktı yani.
oda bitince onu da paylaşıcam kısmetse ama
şimdilik aylar önce yaptığım işleri sıraya dizdim.
tek tek yayınlamayı düşünüyorum.
tabi bu koca kulaklı süt danası izin verirse..

bu arada Alex diyor ki:
sokaktaki kedi köpeğe mama verin.


yokluğumda arayıp soran,merak edip  mail atan herkese teşekkürler.
özlenmek güzel şey...

ha bu arada...evdeki su şişelerini,içki şişelerini atmayın,
boyayın süsleyin,geri dönüşüm yapın.
siz içmeyin ama...adamlara içirin,
unutmayın...
çirkin kadın yoktur,az votka vardır. :))






22 Şubat 2015 Pazar

kaçıncı boyuttayım bilmem...




bu yayındaki  ajandayı boyadığımda,
 boyutlu boya işinde çok acemi olduğumu
ve yakın zamanda yeni çalışmalar göstereceğimi yazmıştım.

desen çizmek konusunda gerçekten çok beceriksizimdir.
deneye deneye elimi alıştırmaya çalışıyorum.

evde bulunan iki adet reçellik,
bu "kendini geliştirme" konusunda bana yardımcı olacak.

ilk reçelliğin çapı 8 cm. 
üstünde renkli desenler var görüldüğü üzere...
sevmiyoruz,beğenmiyoruz o desenleri.
artık hayatımızdan çıksınlar istiyoruz.
çünkü reçellik olarak kullanmayacağız bunları.



reçelliği önce enamel ile boyayıp,sonra desen de yapabiliriz aslında.
ama ben önce boyutlu boya,sonra enamel boya kullandım.

boyutlu boyamız Plaid marka...25301 white shiny.


benim gibi bilmeyenler için anlatayım.
bu boyutlu boyalara boncuk boya da deniliyor.
kumaş,ahşap,cam,seramik,ayna,polyester...
her türlü obje üzerinde kullanabiliyorsunuz.
kabartmalı boya da diyebiliriz aslında.
desenler,derinlik veriyor.
3-4 markanın mat,parlak,metalik,yaldızlı,
rengarenk,janjanlı,kımıl kımıl çeşitleri var.
kartela çok geniş yani.

ben bu minik reçelliği ilk kurban olarak seçip,
boyutlu boyayla uyduruk desenler çizdim
ve kuruyunca 3 kat enamel cam boyasıyla boyadım.



daha sonra antik kahverengi eskitme boyası ve galze medyumu
birebir oranda karıştırdım.
yalap şalap sürdüm ve 5-6 dk. kadar bekledim ve sildim.



kuruyunca da mat vernikle vernikledim.
ilk çalışma olarak "ehh iştee....yaaanii..fena sayılmaz" kıvamında oldu.

e tabi bu bana yetmedi,
diğer reçellik 11 cm. çapında.


bu sefer,desenlerin daha düzgün olması için
camın altında kağıt desen koydum ve hayıflandım,
"neden küçük reçelliği boyarken bu aklıma gelmedi?" diye.



boyutlu boyalar,kontür rölyef pasta gibi değil,
görüldüğü üzere boya yayılıyor.
boyanın ucunu incecik delmek lazım yani,

önce sadece yan tarafında desen yaptım.



kuruyunca bunu da enamel boya ile boyadım.


reçelliğin tabağını boyarken, elimden düşürdüm.
3 parçaya ayrıldı. 
bakakaldım...
böööle mal mal baktım bi süre.
nasıl düşürdüm anlamadım valla.
ama boya bozuldu tabi.
ve tabi yapıştırdım kocabaşın yapıştırıcısıyla.


ve başladım eskitmeye.


altını üstünü eskitince,kapağın üst tarafı boş geldi gözüme.
oraya da desen yaptım ama bu sefer desenleri enamelle boyamadım.
direkt boyutlu boyayı eskittim.





ortaya böyle bişey çıktı.
bunu daha çok beğendim.



eskitme boyasını istediğiniz koyulukta bırakabilirsiniz.
zaten fazla bastırmadan silerseniz,
desenlerin aralarında daha çok eskitme boyası kalır,
daha da derinlik elde edersiniz.
kafanıza göre takılın işte,
ben öyle yapıyorum :)




bunları yapalı bir ayı geçmiştir ama son resimleri bugün çektim.

geçen hafta kar altında kaldık,
hatta bir gün işe bile gidemedim yani o derece.
iki gündür hava çok iyiydi,biraz bahçede gezindim.
geçen karda, donan çiçeklerimi temizlerken hasta olmuştum.
bu seferki karda da kalanların yarısı daha donmuş,gördüm üzüldüm.
bir ümit baharı bekleyeceğiz artık,
belki çiçeklerim kendine gelir.

son 10 gündür keyfim yok zaten,ülkemizde yaşanan kötü olaylar yüzünden.
küfretmekten ağzım burnum yamuldu desem yeridir.
üzülmekten uykularım kaçtı.
üstüne de çok sevdiğim insanlardan kötü haberler aldım,
ameliyatlar..kazalar...ayrılıklar...kayıplar...
dilerim herkes sağlığına kavuşur,
dilerim herkesin dilekleri gerçekleşir.
dilerim herkes mutlu mesut yaşar....




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...