11 Ekim 2013 Cuma

gel tanışalım önce, sen kısaca G.P.



bak peşin peşin anlaşalım,sana kısaca GP deyivereyim, olsun bitsin..

kim uğraşacak şimdi gıı-rapp-tooo-pe-ta-lumm  pa-ra-gu-a.....

aaaaahh...oldu canım...

Çekoslavakyalılaştıramadıklarımızdan mısınız?
yoksaaa
Paraguaylılaştırmadıklarımızdan mısınız?

sanırım Meksikalısınız...

demek ki Paraguaylaştıramadıklarımızdanmışsınız :)

sana bu ismi veren şahsiyet,

"şu sebeptendir ki ona paraguayense" adını verdim diye 
yazmış olsaydı kağıdın bir kenarına,
bir yığın botanikçi ve ayrıca biz sukulent sevenler, 
Meksika kökenli olduğun halde,
neden adının sonunda paraguay var bilirdik.
bilirdik ve ben saatlerimi hatta günlerimi heba etmezdim.

ben bilmek isterim efendi...
meraklıyımdır,dibine kadar inerim.
araştırırım bulurum.

adın nerden gelmiş,
grapto neymiş,
petalum neymiş...

kimsin kimlerdensin?
ne yer ne içersin?

"ay bu ne güzel böyle.. adın ne bunun? sorusuna,
"amaan çiçek işte,bilmiyom" diyemem ki...
anlatırım ince ince,derin derin..

"bu bir sukulent derim, crassulaceae ailesinden...
graptopetalum türünden...

sukulentler dikensiz kaktüs gibidir ...
susuz yaşar ama su doludur yaprakları.
ve çok kırılgandır.
dokunursan pıtır pıtır dökülür...
sularken bile kırılır...

bu benim bahçeme taşınan ilk sukulentimdir" derim.

graptos-"γραπτός"  latince "yazılı,boyalı,işaretli" demektir.
petalon ise taç yaprağı anlamında...
Graptopetalum paraguayense-Paraguay'lı boyalı taç yaprağı...:)
adı da kendi gibi güzel oldu şimdi,yakışır civanıma :)

benim bi komşu teyzem vardır,Elmas teyze...
kalbi de adı gibidir,pırıl pırıl...
yanyana bitişik evlerimiz...
aramızda bir duvar var yalnızca.

yaz aylarında kapı pencere her daim açıkken,
bir komşu hapşurunca, 3 parsel bahçeden "çok yaşa" diye
cevap verecek kadar dipdibeyken,
biz bahçelerde yatıp bahçelerde kalkarken,
kadrolu ağustos böceğimiz Şaziye geceleri konser verirken,
Elmas teyzenin yanık sesi yankılanır mutfaktan...
"işte gidiyorum çeşm-i siyahım,aramıza dağlar sıralansa da..."

7/24 saat açıktır Elmas teyzenin evi ve yüreği...

her vakit emre amade market,
çocuk bakıcısı ( artık göz kulak olucusu),
bahçemin gönüllü güvenlik görevlisi,
yokluğumda çiçek sulayıcısı...

işte ben GP'yi ilk onda gördüm beğendim.
o zamanlar pek cahilim,pek bilmezim.
"aman da aman bu ne böyle?
çok güzelmiş,adı ne?" diye sorunca,
Elmas teyzem, "ne bileyim ben?" demişti.
:))))))

ve hemen bir dal koparıp vermişti.
zaten onun yanında,onun sahip olduğu her hangi birşeye,
"aaa çok güzelmiş buuuu.." diyemezsin.
hemen sana vermeye kalkar...
hemen sende de olsun ister.
sayesinde 4-5 değişik sukulentim oldu,sağolsun...


Graptopetalum Paraguayense,graptopetalum cinsinin en çok yetiştirilen türüdür.
bir de graptopetalum BELLUM vardır ki vay anam vay...
ki bende yok..
ki olsa keşke :)

bizim GP, değişik bir kaç isme sahiptir. botanikte ayrıca,
-Byrnesia weinbergii
-Kotiledon paraguayensis
-Echeveria weinbergii
-sedum weinbergii  diye adlandırılır.

ingilizce ghost plant (hayalet bitki) ve 
mother of pearl plant ( inci bitki annesi) de derler.

nette çok aradım,ilk  kim bulmuş diye.
bir kaç yerde 1903 yılında Joseph Rose,
1904 yılında Frank Weinberg bulmuş diye bilgiler var.

sanırım farklı yerde iki adam, yakın zamanlarda bu güzelliği görüp,
çocuklar duymasın dizisindeki seyyar Tayyar gibi,
"o çiçeği ilk ben buldum " deyip sevinmiş..

muhteşem ingilizcemle anladığım kadarıyla,

ilk olarak Joseph Rose görmüş ve resimlemiş,
fakat Frank Weinberg üretip tanımını yapmış...
biri diğerine bu çiçeğin yapraklarından göndermiş,
diğeri de üretmiş.
ya da tam tersi :))

bu arada kesin geçerli tanımı yapıp belgeleyen Nicholas Edward Brown olmuş :))

kesin bu adamların,bu çiçek yüzünden araları açılmıştır.
biri yemiş,biri içmiş,öteki de hani bana hani bana demiş...
ha haha ..çook eğlendim.
her neyse...
üçüne de buradan sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum :))


dediğim gibi sukulentler dipsiz sonsuz bir kuyu...

ve birbirleri ile melezleyip binlerce çeşit üretilmiş şimdiye kadar.
her grup sukulentin onlarca türü,yüzlerce alt türü var.
henüz kesinlik kazanmayan ve isim verilemeyen,
hangi türe ait olduğuna bir türlü karar verilemeyen cinsleri var.
koca koca adamlar kadınlar,
kafayı bu sukulentlerle yemişler var...
oturup çatır çatır makale yazıp
"benim teşhisim doğru" diye paralananlar var...


nerden bulaştım sukulentlere, yareppim Allahım ya :))


yaprakları gri-yeşil, yanar döner pembe...

üzerinde balmumu kaplama varmış gibi görünür.
ilk kez görenler "bu" gerçek çiçek mi? " diye sorar.

aslında bukalemun gibidir.
sürekli gölgede kalanlar su yeşilidir.


kısmi gölgede yetişenler mavi-gri olur.


güneşli alanlarda yetişenler gri- pembe,


tam güneş alıp kavrulanlar sarı-gri-pembe olur.


güneş alma derecesi, toprak kalitesi,su miktarı...
hepsi renginin değişmesine sebep olan faktörlerdir.

tohumdan üretilmez,yapraktan üretilir.
çok kırılgan olan yaprakları hemen dökülür,
yapraklar düştüğü yerde yeterli nemi alırsa köklenir.


bir iki hafta içinde rozetler oluşmaya başlar.

ve iki ay içinde kocaman çiçek rozetleri oluşur.


çiçekler büyüdükçe sapları da uzar,
ve aynı sapın dibinden yeni rozetler oluşturur.


yıldız şeklinde,uzun saplı beyaz çiçeklerini mayıs-temmuz arası açar.



graptopetalum rozetleri yuvarlak üçgen bir Fibonacci spirali oluşturur.


doğadaki bu mucizeden bizim GP. de nasibini almıştır.



saksılara ve kaya bahçelerine pek yakışır, canım benim...
çektiğim yüzlerce grapto resminden ancak bu kadarını yayınlayabiliyorum.



ve en güzel tarafı,
susuz yaşayan ama bedeni ve ruhu suya doymuş olan bu güzellik,
fazla suladığınızda çürümesine rağmen,
kışın -15 derecedeki kar,don ve buza dayanır.

rengi de pespembe olur...


diğer sukulentlerle  birlikte kullanıldığında gri-pembe görüntüsü ile
harika bir renk cümbüşü elde edilir.


serçeler ve bizim komşunun zilli kedisi graptoya bayılır...
gelip gidip yapraklarını kırarlar..
ama hiiiçç mühim değil...
kırılan her yaprak aslında yeni bir bitkinin habercisidir.
öyle oturup saksı, toprak hazırlayıp dikmeye gerek yoktur.
bazen bir başka çiçeğin dibine,
bazen direkt yere,toprağa atarım.
kendi kendine köklenir bizim GP.


su istemez,bakım istemez,
gübreymiş, budamaymış...peh...

adam Meksika'nın çöllerinden kopup gelmiş,
neylesin bakımı?
zaten bakmaya kalksan,özen göstersen sıkılır.
yalnızlığı sever grapto.
uzaktan uzaktan sevicen,
geçicen karşısına seyredicen...

ve bu güzelliği bahşettiği için yaradana şükredicen...



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...