21 Aralık 2014 Pazar

şeytanın sidik kesesi


                                                                           


             

efendim merhabalar, iyi hafta sonları...
herkesin keyfi yerinde mi?
oh oh ne iyi ne iyi...

şu an masamda çayım,önümde bu postun resimleri,
fonda Demet Akalın'ın "koltuk" şarkısı...
hoplaya zıplaya post yazmaktayım.

bol resimli bir yayın sizi bekliyor,hazır olun.
bol bol çene yapıcam,neler anlatıcam neler...

hani sizlere bir kaç post öncesi,
bir iki yıl önce,3 kişiden 4 adet kutu alıp eve getirdiğimi
ama boyamaya fırsat bulamadığımı anlatmıştım.
kutulardan birini evde kaybettiğimi ve 
evi talan etmeme rağmen bulamadığımı söylemiştim.

 kutulardan ilki burada , ikincisi burada,
üçünücüsünü anlatıyorum şimdi.
son kutunun postu da yakında sinemalarda :)

yıllar önce, ben mini mini bir sağlıkçıyken,
aynı hastanede çalıştığım bir doktor arkadaştan,
inanması zor, fakat her daim yürülükte olan,
her seferinde işe yarayan bir çözüm yolu öğrenmiştim.

ne mi? kaybettiğin eşyayı bulma yöntemlerinden birini...

o vakitler,
önemli bir dolabın anahtarını kaybetmiş,
deli danalar gibi dönenip durmuş,
bulamayınca da herkese haber etmiş,
ortalığı ayağa kaldırmıştım.
 normalde pek bir şey kaybetmem ama
kayda değer miktarda anahtar kaybetmişliğim vardır.
hatta "sadece anahtar kaybederim ben" bile diyebilirim.

doktor arkadaş da bana,
"kız şeytanın sidik kesesini bağlasana" demişti.

şeytan...sidik...kese...bağlamak...
yarıla yarıla gülmüştüm...
şeytanla işim olmaz :)
fakat karşımdakinin surat ifadesi değişmeyince,
"anlat hele amca,nasıl olcak bu iş?" dedim.
anlattı.

efendim olay şu...
işi gücü bizi sinir etmek olan şeytan efendi
canımızı sıkmak için eşyalarımızı alır saklarmış.
biz arar arar bulamazmışız,şeytan da halimize gülermiş.
biz de onun sidik kesesini bağlar,onu zora sokarmışız.

şeytanın sidik kesesi şişer şişer,torbası patlamak üzereyken,
artık dayanamaz hale gelir,acı içinde kıvranır
ve sakladığı eşyamızı geri verirmiş.
:)))
ne kadar bilimsel, ne akademik bir olgu değil mi? :))
seviyorum bu kocakarı uygulamalarını ya :)

peki nasıl bağlıycaz sidik kesesini?

ne kaybettiyseniz,aynı ona benzeyen bir objeyi,
bir torbaya koyuyorsunuz,mendil de olur poşette de.
yeter ki düğmük atabileceğiniz bir şey olsun.
mesela anahtar mı kaybettiniz,
başka bir anahtarı bir poşete koyun,
torbaya düğmük atın ve bekleyin.

büyük ihtimal şeytan efendi,
bu girişimimize yarılarak gülecektir.
ama bir süre sonra,
mesanesi dolmaya başlayınca görcem ben onu.
ha hahah...

kaybettiğiniz eşyayı kısa sürede bulacağınızdan eminim.
bunu senelerdir yaparım ve her seferinde işe yarar.

amaaaa...kayıp eşyanızı bulunca düğmüğü açmanız gerekiyor,
çünkü şeytan da olsa bizler kimsenin acı çekmesini istemeyiz :)
ayrıca sidik kesesi patlayan bir şeytan
daha zararlı hale gelebilir di mi?
Allah muhafaza... :))

ve işte evin her yerini didik didik edip de bulamadığım ama
şeytanın sidik kesesini bağlayarak bulduğum kutu...

"hain şeytan, dur ben bi düğmük atayım da sen gör" dedim.
boyanmamış bir mdf kutuyu,market poşetine koydum,
düğmüğü attım ve beklemeye başladım.

elbette ki kutu gelip de cart diye önümde belirmedi hemen.
buna kim inanır he kim inanır?  Kadir İnanır.
ay tamam iğrençti :))

neyse...aradan bir iki gün geçti.
haftasonu hava güzel diye bahçede oturayım dedim.
kışın soğuk havalarda,
demir sandalyelerde oturmak ıstırap verici oluyor malum..
sandalyenin minderlerini almak için depoya gittim.
minderleri koyduğum koliyi açtım,aaa ne göreyim?
deli gibi arayıp da bulamadığım şiş kutusu :)

kel alaka bir yerden çıktı ama çıktı işte.
yok ben kutuyu oraya koymuş olamam zaten,şeytan almış götürmüş, 
bahçe minderlerinin olduğu o kocaman karton kolinin içine koymuş.

şeytan efendi.. eğlendin mi ben kutuyu deli gibi ararken?
ne gülmüşsündür ama halime di mi ama?
e ne oldu şimdi?
boşu boşuna mesaneni bağlattın, çatladın patladın,
kutuyu vermek zorunda kaldın...
oh olsun...bu da sana ders olsun...

bu kutu aslında bir malzeme kutusu, şiş kutusu değil
ama şiş kutusu ebatlarında olduğu için,
biz kendisine şiş kutusu diye hitap edicez.


iyi bir zımparadan sonra ilk kez kullanacağım bir stencil seçtim.


rölyef pasta ile desen yaptım üstüne.


kutunun üstünü bej renge boyadım.
bu ton çok güzel,çok beğendim. bu rengi de ilk kez kullanıyorum.
cadence 0366 rosy bej


alt tarafı da TEX.CO 9075 buz yeşili ile boyadım.
flaşlı çekim olduğu için renk tam olarak belli olmuyor.


iki üç kat boyadan sonra tüm kutuya dekopaj tutkalı sürdüm,kurumasını bekledim.

dekopaj tutkalını boyayı korumak için sürüyorum.
boyanın üstüne kaygan,silinebilir bir zemin oluşsun diye.

eğer eskitme boyası sürdükten sonra beğenmezsem,silmesi daha kolay oluyor.
tutkallamadan boyanın üstüne direkt eskitme boyası sürersem,
eskitme boyası akrilik boyaya yapışıp kalıyor ve silmek zor oluyor.
hemen silmek için ıslak mendil de kullanılabilir aslında  
ama kurumuş olan boyayı ıslatmış ve boyayı bozmuş olursunuz.
tutkalla koruma altına almak daha mantıklı.

bire bir oranda TEX.CO antik medyum-kahverengi ile glaze medyumu karıştırdım.
glaze medyum da eskitme boyasının hemen kurumasını engelliyor.


çok fazla beklemeden eskitmeyi sildim.


kutunun altı için çatlatma yapmak istedi canım.
mozaik çatlatma yaptım bu sefer ama
 her iki çatlatma medyumunu çok ince bir tabaka halinde sürdüm,
çünkü minik çatlamalar istiyorum.


mozaik çatlatma,şeffaf çatlatma gibi şeffaf değil. :))
buzlu bir tabaka oluşuyor kuruyunca.
ama en güzel tarafı,
şeffaf çatlatma gibi medyumları gelişi güzel sürebiliyoruz.

antik çatlatma öyle değildir mesela.
ikinci medyumu,tek bir yönde ve aynı yerden bir daha geçmeden sürmemiz gerekir.
o yüzden antik çatlatma yapmıyorum,uğraştırıyor :)

çatlakların arasını da eskitme boyasıyla doldurdum ve sildim.


eskitmeyi sildikten sonraki görüntü...
çatlaklar belirgin hale geldi.


 ve alt kısma da ayrı bir stencil ile desen yaptım.


rölyef pasta kuruyunca onları da eskittim.


ön yüzün üst kısmına peçete dekupajı yaptım.


kutu bitti,bir iki gün köşesinde bekledi.
 gözüme pek bi cansız görününce,
her yerini,içini dışını,altını üstünü,
ötesini berisini tekrar eskittim.
biraz daha kahve tonlarında görünsün istedim,
ama bu sefer eskitme boyasını sulandırdım,
her yere sürüp fazla beklemeden sildim.
emelime ulaştım :)






sonuçtan memnun kaldım,
dilerim bu kutunun sahibi de memnun kalır.
gerçi cepten resimleri yolladım ilgili kişilere çoktan,beğendiler.
kutuları almak için bizim evde bir toplantı planladık taaa ne zaman
ama bir tülü bir araya gelemedik, aylardır bir sürü aksilik çıktı.
benim nöbetlerim,onların nöbetleri derken görüşemedik bi türlü.
"seneye görüşelim" dedik en sonunda.
belirlediğimiz tarihte, bir aksilik olmazsa kutular sahiplerine kavuşacak.
şeytan kulağına kurşun...
ve hatta sidik kesesine düğüm :)))





Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...