2 Ekim 2013 Çarşamba

ben, keyfim ve kahyası....


bugün bir kasım-aralık sabahına uyandık...
içimde yeni yıl ağacını süslemek ister gibi bir duygu belirdi gereksiz  yere...
sanırsın ki yarın yılbaşı...

soğuk, gri, sevimsiz bir hava...
bahçemde çiçeklerim şok içindeler,hissediyorum...
"bizi de içeri al,sıcak odalara" der gibi baktı saksıların bazıları...
kışa hazırlamadım ki ben kendimi daha,sizi ne edeyim?

en çok da Sergio'nun şaheseri için endişeliyim.
yağmur yağacak diye üstünü naylonla örttüğümüz ahşap bank sırılsıklam olmuş.
daha boyanmadı,üstündeki aplikler şişecek...  :((
içeri alsak, ıslanmış ham ahşap kaç okka gelir ki?
ayrıca içeri onu kim taşır ki?
bank değil Süleyman'ın tahtı mübarek..
nazara geldik yine...

naylonu düzelttim,saksılara teselli verdim,
"azcık sabır,yaz gelecek yonca yiycez" dedim,girdim içeri...

işyerinden bir doktor arkadaşa teşekkür mahiyetinde birşeyler boyuyorum.
canım onu bile ellemek istemedi ki cuma sabah hediyemi vermem lazım.

keyfim,kahyasını kaybetmiş...ben keyfimi...
keyfi bulduk bir bardak çayla...
ikimiz baş başa kalınca pek mutsuz oluyoruz, illa ki kahyayı bulmamız lazım...

kahyamı genelde, nete girip çiçek, bahçe ve ahşap boyama bloglarına bakıp buluyorum bu aralar..
bugün de orada aradım kendisini...ilk durak bahçe,çiçek,böcek..

bahçemde yetiştirdiğim succulentlerden bazılarının hala isimlerini bulamadım.
ki beş senedir ismini  bulamadığım,bilirkişilere danıştığım ama yanıtsız kalan bitkiler var,
açılan linktekiler benim değil haaa yanlış anlaşılmasın.
succulent nedir bilmeyenler için örnek olsun diye verdim...

kafayı yedim bu suculentlerin alt türleriyle...
binlerce resme baktım,yüzlercesini kopyaladım senelerdir.
dosyalar oluşturdum,türlere ayırdım,
isimlerini ezberledim göre göre resimleri..
ve aptal bir hata yüzünden kocaaa arşivim flash diskten silindi...

işte bugün o dipsiz kör kuyulara, succulent resmi ve ismi aramaya girerken buldum  kendimi ...
hemen ayıldım,silkindim...

ve bu kabustan uyanmak için attım kendimi buraya :)
geçenlerde boyadığım,resmini çektiğim,hali hazırda bekleyen bir post...

çay kutusu..
işyerinden bir arkadaşın,yanında 3 adet tepsi ile elime tutuşturduğu minik çay kutusu...
şirin,sevimli..

oğlak burcuyum ben...
ciddi takıntıları olan,eski olan herşeye değer veren,kıymet bilen,
manyak derecede sıra, düzen,uyum hastası oğlak burcu...

işte bu peçete de takıntılarımdan birisi...

güzel işte daha ne yapayım?
yüzlerce peçetenin içinden elim ikide bir ona gidiyor.
bir de daha önce bu peçete ile yapılan galvaniz saksılar çok beğenilince,
 kaç tepsi boyadım ben bunlarla biliyor musunuz siz? :)


kutuyu zımparaladım, sevdim okşadım, tozunu aldım.

stencil ile rölyef pasta ile desen yaptım kenarlara.


kalın,boyutlu bir desen olsun istediğim için bolca sürdüm pastayı. 
kuruyunca hafif hafif zımparaladım ki desen girintili çıkıntılı durmasın.

ve yeşile boyadım her yerini...
(bu cümleden ben bile sıkıldım artık,başka renk ile eskitmeli objeler boyamalı)


mumla eskitme yapacaktım, vazgeçtim.

kutunun içi hariç,kenarlarını,altını ve üstünü kirli beyaza boyadım,
alttan hafif hafif yeşillerin görünmesine izin vererek..


kapağına bolca dekupaj tutkalı sürerek peçeteyi nazikçe yerleştirdim.
üstüne tek kat buzdolabı poşetini yaydım ve bir bezle güzelce ovaladım.
kurumaya bıraktım.


kuruyunca naylonu kaldırdım,peçetenin kenarlarını kestim.
ve kutuyu tamamladım.
ama çok sade oldu,azcık çatlatalım patlatalım...
daha bir anlam kazandıralım.

ikili şeffaf çatlatma yapmaya karar verdim.

en sevdiğim çatlatma.
ikincisi de mozaik çatlatma.

çünkü her ikisinde de "fırçayla aynı yerden geçmemeye dikkat ederek boyayı sürün" 
gibi bir durum söz konusu değil
ben tekli boya çatlatma veya ters çatlatma olayında pek başarılı değilim.
fırçayla aynı yeren geçip geçip duruyorum,sonuç fiyasko... :)

ikili şeffaf çatlatma ve mozaik çatlatmada fırçayı istediğiniz gibi kullanıyor,
istediğiniz yönde sürüyor ve aynı yerden gene gene geçebiliyorsunuz.

şeffaf çatlatmadaa step-1, step-2 şeklinde iki vernik var.
ikili şişeler halinde satılıyor.

ilkini bolca kapağa döküp fırça ile düzeltiyorum. 
ince minik çatlaklar için her iki verniği ince tabaka halinde, 
kalın ve derin çatlaklar için de bol bol sürmek gerekiyor.
kalın tabaka yaparken ben cetvel kullanıyorum düzeltmek için.



step-1 kuruyunca şeffalaşıyor.
daha hızlı kurutmak için fön makinası kullanıyorum bazen.

step-2 zaten şeffaf...sürünce yağ tabakası gibi bir görüntü oluşuyor.

genelde akşamları boyama yaptığım için resimler pek net değil,
mutfakta sarı ışık altında anca bu kadar...

iki çatlatma arası bir gün beklerseniz daha iyi sonuç alırsınız..

işte çatladık...


kendi kendine bu kadar çatladı..ama ben de çatladım.
bu yüzden fön makinası imdada yetişti.
daha da çatladık... :))


ve beyaz yağlı boya ile parmacıklarımla çatlakları doldurdum.


temiz kuru biz bezle kapağı sildim,fazla bastırmadan...
çatlakların içindeki boyayı silmemeye gayret göstererek...
parlak sprey vernikle vernikledim.

ve  final....




amma güzel göründü gözüme anlatamam...
resimleri çekerken de pek eğlenmiştim zaten :)

iyi ki bu postu yazmak için oturdum...
kayıp arkadaşımız da geldi.
muhteşem üçlüyü tamamladık...
ben,keyfim ve kahyası...


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...