14 Haziran 2014 Cumartesi

pastaya doyduk Marie Antoinette...şimdi ne yiyelim?


Josephe Jeanne Marie Antoinette von Habsburg-Lorraine

"Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler"
söylediği iddia edilen bu cümleden, daha uzun bir isme sahip olan bu kadın
ne yazık ki 1793'te giyotinle idam edilmiştir.
işin aslının öyle olmadığı günümüzde yeterince anlaşılmıştır da
yazık olmuş Marie'ye...
hoş sütten çıkmış ak kaşık değildir elbette...
bir düşes olarak doğan ve zenginliğin her türlü rengine ve şeklinde gark olan bu kadın,
gelin gittiği Fransa'da kraliçe olmuş, Versay sarayında lüks lüks yaşamış,
Fransa krallığını çatır çatır yemiştir.
açlıktan kırılan halk, kocaaaa Fransız devrimini yaparken
kendine kurban olarak,çekemedikleri Marie'yi seçmiştir,
zira bir günah keçisi gereklidir.
olur olmaz masallar ve türlü entrikalar bir giyotinle son bulmuştur.
zavallı Marie...

aslında bu ünlü cümle,ilk olarak Jean Jacques Rousseau'nun,
"les confessions" adlı kitabındaki bir hikayede geçiyormuş efendim.
üstelik kitap Marie Antoinette daha doğmadan yazılmış.
Fakat dönemin karışıklığından dolayı sözler bizim Marie'ye yapıştırılmış.
kadını kötülemek ve gözden düşürmek için...
kendisine, halkın ekmek bile bulamadığı anlatılmış,
o da ekmekten daha ucuz olan bir tür çöreği kastetmiş aslında.
ama laf dönmüş dolaşmış,bizim hatuna dolanmış :)

güyaaa..ispatı yok,yazılı çizili belge yok ama ortada böyle bir söylem var...

hayatınızda öyle bir cümle kuracaksınız ki yüzyıllar belki de bin yıllar sonra bile
hala sizi anlatırken kullanılacak tek bir cümle olacak...size yapışıp kalacak..
üstelik de o sözü söylemediniz büyük ihtimal...ne  büyük haksızlık değil mi?

neyse...bugünkü konumuz başka...
1700-1800 yılları arasında Rokoko diye bir tarz belirmiş.
Barok tarzının devamı olan bu stil,resim, müzik,mimarlıkta kullanılmış.
ve tabi ki kadınların giysileri de nasibini almış.

bu dönemin en en en birinci ismi tabi ki Marie Antoinette...
çok kabarık elbiseler,abartılı saçlar ve renkli şapkalar,tarlatanlar,
pastel renkler,satenler,atlas ve ipek kumaşlar,
bol motifli işlemeler,boncuk ve danteller...

günümüzde kullanılan gelinlik ve nişan elbiselerinin temelleri
o dönemin giysilerinden mirastır diyebiliriz.
bu dönem kıyafetlerini,aksesuarları,resimleri,filmleri severim.
hatta Marie Antoinette ilgili çekilen son filmi seyretmenizi öneririm.


yine ilk görüşte aşık olduğum bir resim...
kullanmak için en uygun zamanı beklemekteydim.
ve elbette elime geçirdiğim her kitap kutuyu aldığımdan
kendisini kitap kutuya yapıştırarak ölümsüzleştiricem :)


işte resmimiz...


öncelikle kitap kutunun sayfa dokusunu yaptım.
bunun için rölyef pastayı bir bıçak veya bir spatula yardımıyla sürebilirsiniz.


daha sonra sert ve kısa kıllı bir fırça ile çizikler yaptım.


rölyef pasta kururken, yapıştıracağım resmin kağıdını incelttim.
aslında transfer yapacaktım ama
resmi paint programında ters çevirmeden print ettirdiğimden
mecburen dekopaj yapıcam.
bu şekilde transfer yaparsam, bizim kraliçe kitap kutuya ters bir şekilde oturacak.
bu,adını tarihe yazdırmış bir kraliçeye resmen ve resmen hakaretttir :)

dekopaj yapacağımız kağıdı inceltmek zorunda değiliz elbet
ama inceltirseniz tutkal kağıda daha çok işler ve daha iyi yapışır.
peçete kadar inceltemesek de bu yöntemle incecik bir kağıdımız oluyor.


para kağıdı da kullanabilirsiniz ama geniş koli bantları işlem süresini kısaltır.
incik mincik uğraşmazsınız.
resmin arka yüzünde bantı kesip yapıştırıyoruz ve yavaşça çekiyoruz.
çekerken dikkatli olun,resmi yırtmayın.
ben tek kat incelttim,kağıdın inceliği bana yeterli geldi.


isterseniz bant kullanarak değil de
çok ince zımpara kağıdı ile zımparalayarak da resmi inceltebilirsiniz
ama ben bu işlemi çok sıkıcı ve uzun buluyorum.bantla inceltmek daha kolay...


hemen belirteyim,yaptığım bu kutuyu işçilik olarak pek beğenmedim.
benim delibaş geçen hafta ortasında gelip,"anne arkadaşımın doğum günü var" dedi.
13 yaşındaki bir ergene alınacak çok hediye türü var elbette.
ama ben ve evimizin direği,ellerimizle yaptığımız hediyelerin
daha kıymetli olduğunu düşünüyoruz,
ellerimizle birşeyler yapmaya başladığımızdan beri :))

arkadaşının penguenleri çok sevdiğini söyleyince,
evimizin heykeltraşı, tahtadan bir penguen yaptı iki günde.
fakat arkadaşı pengueni kendi boyamak istemiş.
ham haliyle hediyesi hazır bekliyor.

delibaşın sınıf arkadaşının bir de ikizi var,diğer şubede okuyan bir kız kardeş...
arkadaşının doğum günü,ikizinin de doğum günü olduğundan
genç hanıma hediyesini de ben yapıvereyim dedim.
Marie Antoinette'nin bu çizimi çok hoşuma gitti...
genç hanımın da beğeneceğini umuyorum.

güya yarın doğum günü partisi vardı.
ben çift motor taktım,kutuyu hızlı hızlı boyadım.
pek istediğim gibi olmadı aslında.


kitabın yan tarafına rölyef pasta ile desen yaptım
ve resmi ön yüze yapıştırdım,kurumaya bıraktım.


yavaş yavaş neye benzeyeceği belli oldu. 


sayfa dokusu kuruyunca renklendirme aşamasına geldim.
çikolata kahve,sütlü kahve kırık beyaz renklerini kullandım.


tırtııklı sert kıllı fırçanın ucu ile dokunup,
renkleri fazla karıştırmadan sayfa kısmına sürdüm.


görüntü bana biraz boş geldiği için 
kapak resminin üst ve alt tarafına da desen yaptım.


ve deseni daha sonra pembeyle renklendirdim.


iyice kuruduğundan emin olunca kutunun kenarlarına parmak yaldız geçtim.
su bazlı parlak vernikle vernikledim.


resim güzel olduğundan gözüme de güzel geldi.
aceleyle yapılmış bir iş olsa da az buçuk hataları sakladım sanırım.





ah Marie vah Marie...
ne bahtsız kadınsın :))



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...