21 Eylül 2013 Cumartesi

sandalyeden bank olur mu?


olur...

eğer yemek odası takımından sıkıldıysan ey sevgili okur...
ne yapsam  da şunlardan kurtulsam diyorsan...

sıkılmasan da sandalyelerin seni terk etmeye niyet ettiyse...
oturunca bir o yana bir bu yana sallanıyorsan...

ayakları ayrılmaya başladıysa...
cilası çizilip büzüldüyse...

bahçeye bank lazımsa...
ve en önemlisi de sana bank yapacak marifetli bir kocan varsa...

neden senin de olmasın?
senin neyin eksik? dedim birgün kendi kendime...

ve evin plan proje müdürü,araştırma geliştirme sorumlusu,
yok yere iş açma personeli olarak,kafamda kurdum kuruşturdum,
netten resimleri buldum buluşturdum,
taslakları karaladım çiziktirdim,
metreyle ölçtüm biçtim,

"sev beni,çok sevimliyim ben"  diyen yavru köpek bakışını suratıma yapıştırdım,
kocişimin karşısına geçtim....

ikna etmek 10 sn. falan sürdü.
adam zaten kesip biçmeye meraklı...
çekiç,matkap,çivi,testere...hayatının temel taşları...

"yapamayacağım şey yok,yeter ki malzeme olsun" der, malzemesiz de yapar. :)

tek sorun zamansızlık...
haftasonu olacak,kahvaltısını yapacak,kahvesini içecek,
keyfi gelecek, biraz ara gazı verilecek, etrafında fazla dolaşılmayacak,
her aşamada fikir beyan edilecek,beğeniler övgüler havada uçuşacak...

heh işte sen o işi daha başlamadan olmuş bitmiş say.. :))



3 adet sandalyeyi yan yana koyarsın,
minderlerini başka bir projede kullanmak için kaldırırsın. 
ne de olsa artık evin, bu ahşap boyama,mobilya yenileme sevdası yüzünden,
Ümraniye çöplüğüne dönmüştür.

işaretli yerlerden önce matkapla delikler açıp,uzun vidalarla tutturursun.
destek olması için arka tarafa bir tahta parçası çakarsın.


kolçaklara gelir sıra...merdiven altlarında,
depoda, sağda solda kolçak yapacağın birşeyler arasın ama aslında gözünün önündedir. 
bahçede atılıp duran katlanır ahşap sandalyelerin sırt kısmını kesersin.
sandalyeye vida ve çivi ile tutturusun.



sıra geldi oturak kısmına...keresteleri aynı boy kesip birbirine eklersin,
ön tarafına oval bir şekil verip dekupaj testresi ile kesersin,sandalyelere monte edersin.

bu işleri yaparken halalarını ziyarete gelen iki güzelliği banka oturtursun,
delibaşa da "otur sen de cicişlerin yanına,resim çekicem" dersin ama oturmaz :))
12 yaşında bıyıkları çıkmış yağız delikanlı,gider oturur mu boyanmamış banka?
karizması çizilir...ne de olsa büyüdü...ne işi var mobilya yenileme resimlerinde?
ayakları 40 numara,dili 45 numara oldu :)

mobilya tamiri kısmı bitti,geldik boyama faslına...
yüksek mimar,yüksek mühendis,yüksek marangoz ve yüksek işçimiz,
eserini başarıyla sorunsuz bitirdi.

bu aşamada bendeniz devreye girdim,yüksek boyacı...


ve enamel matrix zamanı...

ilk deneme, ilk çığlıklar, ilk pişmanlık zamanı...
"ben ne yaptım ya" zamanı...
"silsem çıkar mı acaba" zamanı...


ilk kat kuruyana kadar ben öldüm öldüm dirildim.
evet biliyorum en az 3 kat boyayınca kapanacak, bu kötü görüntü yok olacak...
daaa...hadi gel anlat bana...

anlattım...sakin ol kızım dedim,git bi kahve iç,hava sıcak,hemen kurur dedim...
ikna ettim kendimi...


ve işte ikinci kat...rulo fırça ile her yerini incik cincik boyadım...


iki kat boyayınca da kapandı aslında,istediğim gibi oldu.
ama ben eşeği sağlam kazığa bağlamayı severim.
bir kat daha attım,boyamız enamel matrix mat beyaz...
parlak sevmiyorum ben. aslında süt beyazı da sevmiyorum.
o yüzden içine sütlü kahve ahşap boyasından ekledim bir kaç damla.
bir kaç damla da gri...oldu sana kırık beyaz..
tinerle azcık sulandırdım boyayı.


ve işte 3.kat...


istediğim gibi oldu.aferin bana...


sırt kısımlarına lazer kesimli  ahşap apliklerden koyduk.
yüksek marangozumuz tutkal ve ince çiviler kullandı.
fazla mesai yani :)

vernik falan istemez bu boya.
en güzel kısmı da bu bence...
zımpara yok,vernik yok...kolay iş yani...
aplikleri de boyadık ve bitirik bankımızı...


saksılarımızı, çiçeklerimizi yerleştirdik.


sehpalarımızı,kırlentlerimizi...


keyifle kahvemizi içeceğimiz güzel bir yer oluşturduk ailece...
ve gelen misafirlerin,bahçede en çok resim çektirdikleri ikinci mekan oldu bu köşe...
birinci mekanı daha sonra anlatırız...

işten gelince üstümü değiştirip mutfağa inerim.
ilk işim ketıla basıp bahçe kapısını açmak olur.
illa ki bir nescafe içerim bankıma oturup.
sola sönerim kalonşelerime bakarım.
sağa dönerim küpelilerime bakarım.
bir de karşı komşunun çirkin köpeği Hera'ya...:))
Hera beni pek sevmez,ben de onu.
ama bankıma oturmama bişey demez...
ne de olsa benim evim,benim bahçem,benim bankım...




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...